Anti-kahraman

jcash.jpg

Toplumumuzda, anti kahraman kavramı dilimize olduğu gibi, toplum yapımıza da oturmayan, sadece radikal tutucuların değil, zaman zaman en açık görüşlülerimizin bile ayıpladığı, eleştirdiği ve tasvip etmediği gözönündeki kişileri ve/veya film ve roman karakterlerini ifade eder…

Şimdi bu nereden çıktı diyeceksiniz… Farkettim ki, anti kahraman kavramına inanan bir kişi olarak ben bile, bazen televizyonda gördüğüm ünlülerin belli bir kalıpta olması/davranması gerektiğine inanmaktayım.

Az önce Hüsnü Şenlendirici’yi yerden yere vuracak bir yazı yazmak için açtığım ekrana, şimdi tam tersi olarak anti kahraman olgusunu yazmaya karar verdim.

Ne yazacaktım peki? Aman Hüsnü, çok değiştin, sanatından ziyade özel hayatınla gündemdesin, kimler uğruna bugüne kadar herşeyini çekmiş karını terkettin falan filan… Baksana Göksun Çavdar’a (Candan Erçetin’in klarnetçisi), gördün mü elinde klarneti olmadan ekranda… Bıktık sizi seyretmekten, okumaktan…

bergama-gaydasi-husnu-senlendirici_200×200.jpg

Tabi bunları yaparken, her zaman olduğu gibi nette araştırma yapıyordum… Hüsnü Şenlendirici ile ilgili olarak şunları buldum:

‘Müzikal geleneğe sahip bir ailenin çocuğudur. Dedeleri Hüsnü Şenlendirici (klarnet, trompet) ve Fahrettin Köfeci (klarnet) ve babası Ergün Şenlendirici (trompet) gibi müzikal bir geleneğe sahip bir ailenin üyesi olan Hüsnü de 5 yaşında klarnet çalmaya başlar. Özellikle 12 yaşına kadar Ege ve Anadolu’nun çeşitli kültürleriyle müzikal yolculuğa çıkar. 1990′da İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Çalgı Eğitim Bölümüne girer. Vurmalı çalgılar ustası Okay Temiz’in o yıllardaki “Magnetic Band” grubu ile çalmaya başlayan Hüsnü, grupla birlikte yüzlerce festivalde Türkiye’yi temsil eder. O sırada, dünyaca ünlü “Embrio” grubunun albüm kaydında çalar ve birlikte turneye çıkarlar. Aynı zamanda, babası Ergun Şenlendirici’nin 6 kişilik grubu Laço ile yurtdışında birçok önemli festivallere de katılan Hüsnü, profesyonel müzik yaşamını böylece zenginleştirir. Başta Türk Müziğinin çeşitli dallarındaki sanatçılar olmak üzere, Türk Pop ve cazının önemli sanatçılarına sahne ve albüm kayıtlarında eşlik eder. Bunlardan bazıları Özdemir Erdoğan, Muazzez Abacı, Bülent Ersoy, Müslüm Gürses, Kibariye, Fatih Kısaparmak, Zara, Kubat, Kayahan, Seda Sayan, Emel Sayın, Adnan Şenşes, Zerrin Özer, Cengiz Kurtoğlu, Candan Erçetin, Fatih Erkoç, Serdar Ortaç, Athena, İzel, Ayna, Hande Yener, Hasan Cihat Örter ,jazz gurubu klarnetçisi Ali Arslan Özbey,İlhan Erşahin,Mercan Dede ile de düetleri ve çalışmaları olmuştur.

1996 yılında, askerdeyken Pozitif’ten gelen teklif sonrası New York’lu acid jazz, funk topluluğu Brooklyn Funk Essentials ile ortak bir albüm ve konser yapmak amacıyla Türk Müziğine özgü enstrümanlardan oluşan 13 kişilik bugünün ünlü Laço Tayfa’sını kurar. Brooklyn Funk Essentials ve Laço Tayfa ortaklığından doğan “In the Buzbag” albümünün gördüğü ilgi sonucu Laço Tayfa şimdiki 8 kişilik halini alır. 2000 yılında ise ilk solo albümü “Bergama Gaydası”nı Doublemoon etiketiyle çıkar. “Bergama Gaydası”, Türkiye’den sonra dünyanın en prestijli etnik müzik plak şirketlerinden biri sayılan Traditional Crossroads tarafından tüm dünyada dağıtılır. Ardından yurtiçi ve yurtdışı konserleri gelir. Şenlendirici, ayrıca Türk Müziğini yurt dışında tanıtmak ve daha geniş kitlelere sevdirmek amacıyla beş kişilik ‘Hüsnü Şenlendirici ve Saz Arkadaşları’ adıyla bir grup daha kurar. Her iki grubuyla yurtiçi ve yurtdışında konserler verir; başta Turizm Bakanlığı’nın teklifiyle EXPO 2001-Hannover-Almanya’da, Mayfest festivali çerçevesinde, Mayıs 2002′de A.B.D.-New York-Central Park’ta ve 35 kişiyi biraraya getirerek oluşturduğu Laço Tayfa ve Big Band ile Temmuz 2002′de, 9. Uluslararası İstanbul Caz Festivali konserleri gibi…’

Şimdi adam neler neler yapmış, özellikle Laço Tayfa ülkede yeni bir müzik akımı başlatmış. Allah vergisi kabiliyeti de malum, biz bir tane kadına sardırdı diye adamı yerden yere vuruyoruz… Sanatını kenara bıraktık, aslında özel hayatına fütursuzca biz daldık… Sonra da başladık ayıplamaya…

Çünkü göz önünde olan topluma örnek olmalıdır… Neden?

Neden örnek olmalıdır? Neden Hüsnü Şenlendirici ailesine bağlı, iffetsiz sanatçı kadınların peşinde koşmayan, hem iyi bir aile adamı, hem de iyi bir sanatçı olmalıdır? Ayrıca neden Deniz Seki iffetli olmalıdır? Bütün bunlardan bize nedir?

İşte anti kahraman konusu burada devreye giriyor. Anti kahraman bir romanda, bir filmde veya gerçek hayatta sahip olması beklenen erdemlere sahip olmayan veya bir kahramandan beklenmeyecek hareketlerde bulunan karakterdir.

22192594.jpg

Her toplumda paparazziler ünlülerin peşinden saygısızca koşarlar. Ama diğer gelişmiş toplumlarda, ayıplanma korkusu daha az yaşanarak, ayakları masanın üzerinde röportaj veren şarkıcılar, gizlice fotoğraf çeken paparazzilere eliyle ‘hareket’ çeken film yıldızları mevcut. Bizde ise, ‘Çişim geldi’ diyen tek dünya starımızı yerden yere vurmak mübah…

Romanlarda, filmlerde daha kolay kabul edebilen bu karakterler, gerçek yaşamda eleştrilere maruz kalmakta… Koku romanındaki - filmindeki karakter Jean-Baptiste Grenouille, Taxi Driver’daki rolüyle Robert de Niro, Tim Burton’un Edward Scissorhands’deki ve neredeyse her filmdeki rolüyle Johnny Depp, Marvel karakteri Spawn, meşhur Don Kişot, daha kimler kimler… Herbiri kahraman özellikleri dışında, hayatında kötü yanları olan ve bazıları gerçekten kötü olan karakterler…

02-paparazzi.jpg

Başka bir toplumda uluslararası şöhrete ulaşmış bir gerçek karakter, örneğin bir şarkıcı/aktör kişisel hakları söz konusu olduğu zaman hepimiz gibi reaksiyon verebiliyor. Bizde ise adamın burnuna kamerayı sokuyorsun, adam ‘Ya bir rahat bırakın’ diyemiyor. Hata yapan yerden yere vuruluyor, dili sürçen alaşağı ediliyor, yuhalanıyor…

Gelişmiş toplumlar konuyu aşmışlar, biz herşeyde olduğu gibi yaya kalmışız. Yaya yürümeye de devam edeceğiz. Çünkü ünlüsüne, ünsüzüne bakarken şu lafı söyleyemiyoruz: ‘Bana ne?’…

zappa2.jpg

Sanatçıyı sanatıyla değerlendirmek lazım, özel hayatıyla değil… Örneğin yukarıda burnunu karıştıran pasaklı adam, bilmeyenler için gitar virtüözü Frank Zappa… Otoriteler tarafından son yüzyılın en önemli sanatçılarından biri olarak kabul ediliyor, adam burnunu karıştırarak poz verebiliyor, kızının adını ‘Moon’ koyabiliyor, ‘Gitar notalarla küfredebildiğim bir enstrüman’ diyebiliyor. Topluma örnek olmak için çabası yok, çünkü aslında özel hayatından ‘Bize ne!’…

Ne niyetle başladım, nereye gittim… Ama bence doğrusu bu…

Bu kategorideki diğer yazılar

Şehir efsaneleri ve kurbanları & Yorum (6)Beni dertlere sürükleyen klişeler…İşe yaramayan bilgiler - 1 & Yorum (1)Cin nedir? Ne değildir? & Yorum (5)Felsefe neyle başlar? & Yorum (1)Anlatanadam Emmy ödülleri & Yorum (7)Hollywood klişelerine Türk yaklaşımı & Yorum (2)Çoklu zeka kuramı & Yorum (1)Flockynockynihiliphilification

 
 

« Önceki Yazılar Sonraki Yazılar »

 
İllüstratör: Yaprak Moralı