
Genelde de sarmış durumdaydım film olayına ama, bu aralar daha da bir fenayım açıkçası… Film seyrede seyrede helak oldum, arka arkaya seyrede seyrede de kafayı yeme noktasına geldim… Nedir bu Hollywood filmlerdeki anlamsız durumlar arkadaşlar? Ne mi mesela?
Mesela şöyle:
Bu FBI dosyaları bu kadar kolay mı ele geçmektedir?
Di mi? Eline laptopu, bilgisayarı alan FBI sitesine dalıp istediği bilgiye ulaşıyor kardeşim! Her filmde, herkes hacker! Bir internet bağlantısı, bir de laptop, hop! FBI’dasın… Artık istediğin insanın gizli dosyalarına mı ulaşırsın, bilmemne şirketinin off-shore hesaplarına mı bakarsın, o senin tercihin… FBI dosyalarında da, herşey mevcut, çıfıtçı çarşısı mübarek… Bir adamın doğum sertifikasından tut, çocukluğunda geçirdiği ateşli hastalıklara kadar tüm seceresi ortada… Hey Allahım…

Bu saatli bombalara başka renkte kablo koyulamaz mı?
Di mi? Kötü adam o kadar uğraşmış, bombalar, planlar, gizli saklı işler… Saniyeler kala bomba imha ekibinden bile olmayan kahramanımız ya maviyi ya da kırmızıyı keserek bomba saatini durdurabilmekte! Koca Amerika’da başka renkli kablo yok mu arkadaşlar?
- Maviyi kes!
- Mavi yok abi…
- Kırmızıyı kes o zaman…
- Abi.. Kırmızı da yok fuşyayla aquamarin var…
- Bittik abicim, eşşhedüenlaa…
Bi de neden bu kablolar açıkta duruyor arkadaşlar? Başka başka renkler de olsa ya? Neden şans %50? Mesela bir radyonun içini aç, rengarenk kablolardan miden bulanır; ama nükleere yakın bombalarda iki tane kablo, biri mavi, diğeri kırmızı… Oluyor mu Hollywood?
Bombaların üzerine geri sayım ekranı koymak zorunlu mudur?
Di mi? Neden bir bombacı on küsür saat sonrasına geri sayan bir saat ihtiyacı içerisindedir ki? Bu ek parçanın bombacıya yarardan çok zararı yok mudur? Bombanın başına gelen adama o bombayı etkisiz hale getirmek için ne kadar süresi olduğunu göstermek dışında, o saatin faydası nedir? Halbuki koyma o ekranı, bombanın başına gelen adam iyice çözümsüz kalsın… Sen o bombayı patlasın diye yapmadın mı arkadaşım?
Amerikan arabaları heyecan içerisindeyken neden çalışmaz?
Di mi? Ülke dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden… Ülkenin firmaları dünyanın ilk ve en büyük otomobil üretici firmaları… Dünyada kişiye özel en çok araba Amerika’da bulunuyor… Dünyanın en büyük tüketim toplumu, dünyanın en yeni ve en gelişmiş arabalarını kullanıyor… Buna rağmen arabalar sahipleri panikleyince, panikliyorlar! Ne zaman biri birinin peşinden koştursa, o da bir arabaya sığınıp kaçmaya çalışsa, o araba bunalıma girip çalışmaz… Gereksiz, ekstra bir heyecan işte… Teknolojik olarak en üst seviyede olan bir araba, hızlıca basılan bir marşla boğulur gider… Neden? Neden?

Amerika’da her an bir festival durumu mu vardır?
Di mi? Ne zaman biri birinden kaçsa, hemen sokakta beliriveren yüzlerce festival delisinin arasına karışabilir… Bu bazen St.Patrick’s Day olabilir, bazen 4th of July… Oralarda kimsenin işi gücü yok mudur ki, sabah akşam sokaklarda faşing koşturmaktadırlar? Bir yılda onlarca film çekildiğine göre ve bunların büyük çoğunluğu Los Angeles, New York gibi büyük şehirlerde geçtiğine göre, bu şehirlerde yılda kaç adet sokak festivali vardır ki, her filme bir kalabalık düşmektedir? Eğer festival aynı festivalse mesela 4 Temmuz Amerika’nın kuruluş yıldönümü ise, aynı kalabalıkta kaç tane kötü adam, kaç tane iyi adamı kovalamaktadır? Tövbe tövbe…

Amerikan nevresim takımları ‘L’ şeklinde midir?
Di mi? Her sevişme sahnesinin sonunda adamın beline kadar inen çarşaf, hep kadının boynuna kadar mı çekili olmak zorundadır? Tamam biz seyirci olarak dikizliyor olabiliriz de, filmde onlar o odada yanlız değiller mi? Bizim görmediğimiz bir zamanda zaten birbirlerini anadan üryan görmemişler mi ki, hepsi istisnasız olarak bu şekilde örtünmektedirler? Neyse…
Amerika’da mouse yok mudur?
Di mi? Bu bir ofis bilgisayarı da olabilir, bir ev bilgisayarı da… Çok az filmde Amerikalılar mouse kullanmaktadırlar… Bilgisayarlar dünyanın %90 küsüründe kullanılan Windows yerine başka başka programlar kullanmakta ve bu programlar da mouse gerektirmemektedirler. Her kullanıcı noter yazmanı gibi, arzuhalci gibi 10 parmak klavye kullanmaktadır… Arama motorları asla bildiğimiz motorlardan değildir… Google, Yahoo gibi motorlar çok az filmde görünürler… Tamam bunlar telif hakkı yüzünden olabilir, ama mouse niye kullanılmaz? Niye?
Yabancılar neden kendi aralarında da İngilizce konuşur?
Di mi? Adam toplamış sülalesini, gelmiş Çin’in Henan eyaletinden. Zaten zar zor, tuhaf bir ingilizce konuşuyor… Neden peki kardeşiyle de, yanında çalışanlarla da ingilizce konuşuyor kardeşim? Filmin ana karakterleriyle ingilizce konuşmasını anlıyoruz da, mesela Japon mafyası Yakuza neden kendi arasında Japon aksanıyla ingilizce konuşuyor? Olacak iş mi? Allahım…

Amerika’da elektrikli testere satışlarında patlama mı yaşanmaktadır?
Di mi? Siz, bu sayfaları okuyan insanlar olarak eminim ki hepiniz Türkiye ortalamasının çok üzerinde sofistike, okumuş, bir o kadar da gezmiş görmüş insanlarsınız… Hanginiz gerçekten elektrikli testere gördünüz Allah aşkına? Yani iki ülke arasında bu kadar elektrikli testere satışı farkı var mıdır ki, her filmde atölyeye dönüştürülmüş bir garajda elektrikli testere bulunur? Ütü mü kardeşim bu? Elektrikli süpürge mi?
Her telefon numarası 555′le mi başlar?
Di mi? Tamam bunun şöyle bir gerekçesi var… Sayı - harf sistemine göre numaralandırılan Amerikan telefon sisteminde 555, telefon numaratörü üzerinde J,K ve L harflerine denk gelmektedir. Hollywood’un ilk zamanlarında 555 ile yani J,K,L ile oluşturulan numara sayısı az olduğundan, suya sabuna dokunmamak adına her filmde 555 ile başlayan numaralar kullanmak adet olmuş. İyi de, yeter ama di mi? Las Vegas’da geçiyor olay, kodu 555, Chicago’da geçiyor 555… Nedir bu kardeşler, bir inandırıcılığı olur bu işin, di mi yani?
Amerika’da susturucu takılı ayakkabı imalatı mı vardır?
Di mi? Özellikle gerilim filmlerinde, önce benim ’sahte gerilim’ diye adlandırdığım sahnelerde (yani katil gibi arkadan yaklaşıp, en yakın arkadaşının sırtına ‘naber?’ diye dokunan densizlerin olduğu sahneler) arkasından yaklaşılan adam nasıl olmaz da, o demin bahsettiğim densiz yanına gelene kadar hiçbir tedirginlik içerisinde olmaz? Densizlerin ayakkabı tabanları hangi maddeden imal edilmektedir?

Hollywood barlarında kişiye özel ses sistemi mi vardır?
Di mi? Yani şöyle: Bu bizim ana karakterler filmlerde bazen barlara giderler bilirsiniz. Barda, her barda olabilecek kadar anormal yükseklikte, bilmemkaç desibel müzik vardır. Ama bizim karakterler birbirlerinin kulağına eğilmeden gayet normal, bazen sadece biraz yüksek sesle konuşurlar, anlaşırlar… Şimdi bu barlara bizim de gitmişliğimiz var az çok… Yani bizim bırakın başkasıyla konuşmayı, anlaşmayı; kendi düşüncelerimizi bile duyamayacağımız bir genel gürültü oluyor etrafta… Demek bu Hollywood’da kişiye özel bir ses sistemi var, karşıdaki adam sizi duyuyor, siz de onu duyuyorsunuz… Kesin…
Amerika’da her zaman dolunay mı vardır?
Di mi? Nereden bileyim yani? Bizde çünkü dolunay oluyor, bazen yarım, bazen hilal falan… Bazen ay hiç olmuyor… Demek Amerika’ya gidiyor bizde değilken, ama hep dolunay olarak… Çünkü bu filmlerde çiftimiz gece yatağa yatıyor, arkadan uzanıp ışığı kapatıyorlar, hemen pencereden loş ve hoş bir mavi dolunay ışığı odaya doluyor da, ondan merak ettim… Hiç zifiri karanlık diye birşey yok… Korku filmlerinde zifir durumlar oluyor sadece…
Demek aysız günlerde korkunç olaylar cereyan ediyor, romantik komedilerde hep dolunay, hep dolunay… Helal olsun vallaha…

Amerika’daki okul hademeleri çocukları neden sevmez?
Di mi? Hangi okul filmi seyrettiniz de, okuldaki çocukları seven bir hademe gördünüz? Bunlar yanlış meslek seçmiş adamlar mıdır? Film çeşidine göre, hepsinin ketum ve sessiz oluşu dışında, korkunç görünüşlüsü var, sapık olanı var, manyak olanı var… Okul yönetimi bu adamları işe alırken herhangi bir analiz yapmamakta mıdır Amerika’da? Mmm…
Daha bunlardan hiç bahsetmiyorum:
* Yüzünün ortasına kendini bayıltacak kadar yumruk yiyen adam, en fazla 5 dakika sonra ayılınca nasıl olur da hayatına devam eder? Hiç mi yüzünde, elmacık kemiği veya çene kırığı gibi mesela bir ciddi sorun oluşmaz?
* Bu filmlerdeki aptal sarışınlar haricinde, normal hayatta kaç tane kadın gördünüz ki, eline alınca hemen bir elektrikli testereyi çalışır hale getirebilsin?
* Bu Amerika’daki silahların şarjörleri kaç tane kurşun almaktadır ki, dakikalar süren çatışmalarda hiç değiştirilmez, ya da ancak birkaç şarjör değiştirilir?
* Amerika’da yaşlı teyzelerin hep onlarca kedisi mi vardır?
* Taksi parası ödeyen karakterlerin cebinde hep taksimetrenin yazdığı kadar bozuk para mı bulunur arkadaş? Hiç mi ‘Abi yüzlük var bende bozar mısın?’ falan gibilerinden bir diyalog oluşmaz?
* Radyo saatiyle uyanan karakterler hep mi ‘Günaydın! Hadi uyanın ve yeni bir güne başlayın!’ gibilerinden bir DJ sesi ile uyanırlar? Hiç mi bir reklamın ortası veya bir şarkının sonu denk gelmez?
* (Bunu mutlaka herkes düşünmüştür ama) Bütün uzaylılar gelmek için neden Amerika’yı tercih ederler?
* Amerika’da kimse öksürüp tıksırmamaktadır mı ki, filmlerde herkes genel bir ’sağlıklı’ durumdadır? Dikkatle bakın, filmlerde öksürenler ya hastanededirler, ya da ciddi bir hastalık taşımaktadırlar…
* (Biraz iğrenç olacak ama) Kusanlar neden sadece bir seferlik bir çıkarma yaşayıp, ağızlarını sildikten sonra hayata devam ederler? Kusma arka arkaya gelen öğürmeler silsilesiyle devam etmez mi normalde?
* Koşarak kötü adamların kullandığı arabadan kaçan Hollywood sakinleri, neden ani bir dönüş yapmaz veya arabanın giremeyeceği daracık bir aralığa dalmaz da, yol boyu ezilene kadar koşar durur?
* Freniyle oynanmış arabalarda söför neden motor freni, el freni gibi denemelere asla girmez ki? Ben denerdim doğrusu…
* Filmlerde satranç oynayan adamlara dikkat edin, hepsi üst sınıf, zengin ve zeki tiplerdir… Normal insanlar satranç oynamazlar… Ayrıca satrancı seyreden de masadan kalkarken ‘6 hamle sonra mat oluyorsun’ gibilerinden tuhaf laflar eder… Orada herkes bir Kasparov’dur…
* Filmlerde, bilgisayarda yazı yazan tipler, hiç mi ‘Space’ tuşunu kullanmaz? Buna dikkat ettiniz mi? Çünküspacetuşunukullanmazsanyazdığınyazıböylebirşeyolur…
* Ölürken son sözünü söyleyen herkes mi bilgece birşey söyleme gayretindedir? Hiç mi ‘Aaeeaa, ölmek istemiyorum’ ya da ‘Çok acıyooaa’ gibi bir şekilde ölünmez?
* Asansörü takip eden Amerikalı abimiz 10-20 katı bir nefeste nasıl çıkar? Ben üç kat çıkınca 5 dakika falan konuşamıyorum da, merak ettim…
* Amerika’da yağmur, şimşek ve gökgürültüsünden 1 saniye sonra mı yağmaya başlar? 1 saniye sonra başlayacak en ağır sağanak bile önce çiselemez mi?
* Tüm Amerika’da anne çocuklarına kahvaltı hazırlarken baba giyinerek ve kaybettiği birşeyini karısına sorarak mutfağa mı girmektedir?
* Bu Amerika’da bıçak atmak bu kadar yaygın bir eğitim midir ki, her bıçak atan adam bıçağın keskin tarafını denk getirmeyi bırakın, hedeflediğini tam 12′den vurmaktadır?
* Bu filmlerin çoğunda bir telefon görüşmesi geçer: ‘Hello? Ok. Thanks. Bye..’ Bu 5 saniye bile sürmeyen telefon konuşmasında karşıdaki ne demektedir? Bu ne hızdır? Nedir?
* Son zamanlarda hayatımıza girecekmiş gibi görünen videofon görüşmeleri yapan Hollywood’lu hemşerilerimiz, dikkat edin karşısında konuştuğu kişinin gözünün içine bakmaktadır… Oysa ekran ortasında kamera olamayacağı için, insanlar biraz aşağıya ya da yukarıya bakma eğilimindedirler… Msn’de chat işlerine sardırmış olanlar bilir bunu… Di mi?
* Bu Amerika’da doğan bebekler hep böyle insan irisi midir? Bizim bebeklerin 2 aylık halleri gibi doğuyorlar da… (Tamam tamam biz de biliyoruz, yeni doğmuş bebek kullanacak halleri yok filmde)
* Uzayda uzay gemileri de, patlamalar da, hatta haraket eden ve dünyaya çarpacak olan meteorlar da ses çıkarır! Oysa orada atmosfer olmadığı için, ses dalgalarının kulağımıza gelmiyor olması gerekmez mi? Aman, neyse…
Gibi gibi… Daha neler neler… ![]()
| |